Anne ben evleniyorum!
Amsterdam’ın Singel meydanının kıyısından geçen kanalın iskelesinde; tabiri caizse kafam göt gibi, devasa pastalara benzeyen evlerin, kanaldan geçen teknelerin güzelliğine kilitlenmiş gözümü objektiften alamıyor, parmağımı denklanşörden çekemiyorken, o anın hayatım boyunca unutamayacağım, az sonrasında sevinçten ağlasammı gülsemmi bilemeyeceğim bir ana dönüşeceği aklımın ucundan bile geçmiyordu tabii.
Birileri o gün bana küçük dilimi yutturmayı görev edinmişti çoktan. Önceden hazırlanan planlar, düşünülen detaylar yanı başımdayken farkına varamadığım heyecanlı koşuşturmalar bana, o günü - 22.08.2011 i fotograflar dışında hatırlatacak çok daha fazla anı bırakacaktı..
İki candan sevdiğim insan, Amsterdamın kanal sularında hayatlarında ilk defa bizim mutluluğumuz uğruna tekneye rota verirken, önümde diz çökmüş biricik sevgili ‘karım olur musun?’ diye soruyordu. Hayallerimin çok çok dışında kalan o an, kulaklarımın uğultusundan kendi çığlıklarımı bile duymazken, içimde ki o ses ne diyeceğini ve ne istediğini çok iyi biliyordu.
Birileri bana, bir adam hayatını benimle geçirmek isterde bunu bir soru olarak yöneltirse ve bende bundan mutluluk duyacaksam EVET demem gerektiğini öğretmişti zamanında.
Bende öyle yaptım.
Seni çok seviyorum sevgilim.
Cheers!